çalışan anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalışan anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2012 Pazartesi

Çalışan anne olmak...

Bu akşam Ece ile uyumak üzere ikimiz yatağa yatmıştık ki, üst kattan gelen ağlayan bebek sesi ve aramızda geçen diyalog;

Ece: Bebek neden ağlıyoy annee?
Anne: Bilmem. Karnı acıkmış olabilir. Karnı ağrıyor olabilir.Düşmüş, bir yerini çarpmış, canı acımış olabilir.
Ece: Annesi işe gitmiş olabilir...

İçim parçalandı. Çok üzüldüm. Benim bacak kadar kızımın, bitanecik kuzumun, bebeğin ağlaması için bulduğu tek neden bu.

Zor iş bu çalışan anne olmak. Hep bir vicdan ile hesaplaşma durumu... Söyleyecek hiçbirşey yok...

19 Kasım 2011 Cumartesi

Burnumda tüttü kokusu...

Ece'siz iki gece, üç koca gün :(

Tatil değil bu sefer, iş için gittim Zürih'e. 

Çok zor geldi bu defa, ilkinden daha zor. Neden bilmiyorum. Bu sefer yanımda Koray olmadığı için mi, Ece artık her şeyin daha bir farkında olduğu için mi, tatil değil de iş olduğu için mi, bilmiyorum işte. Ama çok özledim, burnumda tüttü kokusu.

Halbuki babasının yanındaydı kuzucuk, babaannesi geldi babaya yardıma, kafam rahattı ama insanın içi rahat olamıyor işte. 

Vicdan azabından belki de :( Anne olmanın böyle hastalıklı bir yanı var zaten, olur olmaz vicdan azabı hissediyorsun, yerli yersiz endişe ediyorsun. Geçecek umarım...

1 Ekim 2011 Cumartesi

Tebdil-i mekanda ferahlık varmış!...


Beni bilen bilir, bir iş yerinde 3 sene çalıştım mı gitme zamanı gelmiştir :P. 'Doğru olan budur', demiyorum ama ikizler burcu insanı işte, yapacak bir şey yok...

Bir süredir iş değiştirmek vardı aklımda. Acele etmemeye kararlıydım ama. Gerçekten içime sinen iş karşıma çıktığında değiştirecektim ve çıktı da nitekim :).İnsan çoluk çocuk sahibi olunca daha zor risk alıyor. 'Gerçekten severek yapacağım bir iş olsun' demiştim ama bir yandan da 'gece yarılarına kadar çalışmayayım ki kızıma zaman ayırabileyim, eve yakın olsun' vs...

İşe başlayalı 3 hafta oldu, keyfim çok yerinde. Bu işin asıl Ece kuzusunu ilgilendiren tarafı ise şu ki, artık kızıma ayırabileceğim fazladan 2,5 saatim var, eskiden yollarda geçirdiğim 2,5 saat. Şimdi sabahları Ece ile beraber uyanıyoruz, beraber kahvaltı yapıyoruz, keyif yapıyoruz. Ece'nin bu sabah şekeri hallerinin keyfini çıkarıyorum. Bazen saat 8:00'e kadar uyuyoruz beraber.

Tabii ki iş değiştirmek kolay değil. Huzurlu olduğun, sevdiğin-bildiğin insanlarla beraber çalıştığın bir ortamdan tamamen yeni bir ortama geçmenin zorlayıcı bir tarafı var ama çok iyi geldi bu değişiklik bana.

Neymiş; tebdil-i mekanda ferahlık varmış.

3 Mayıs 2011 Salı

Bakıcılı yeni hayat

Ben işe başladığımda neredeyse 5 aylıktı Ececik. 10 aylık oldu şimdi. O gün bugündür sağolsunlar anneannesi ve babaannesi dönüşümlü olarak baktı Ece'ye. Hiç de gözüm arkada kalmadı benim tabi. Nispeten de büyüdü artık, bebeklikten çıktı neredeyse. Ve bir bakıcı bulma zamanı geldi çattı.

Tabi iş ciddiye binince benim önce bir içim cız etti, miğde ağrılarım başladı ama bu fikre de alıştım zamanla. Hatta bu arada annemin, 'Nasıl bırakacaksın Ece'yi bakıcıya?', 'Ece kreşe başlayana kadar ben bakarım O'na', 'Yazık değil mi kuzucuğa?' gibi beni yıldırma girişimlerine bile göğüs gerdim. Anneme kalsa bakacak da ona da kıyamıyorum ki ben. O her ne kadar kabul etmese de yoruluyor, görüyorum. Her hafta Yalova'dan git gel, kolay mı? 

Bu arada şanslıyız ki - umarım şanslıyızdır gerçekten -  çok kısa bir sürede içimize sinen bir bakıcı bulduk. Ece'nin Fatoş'u (aslında Fatma Teyze ama Fatoş dedirtiyor kendine), 46 yaşında, bebeklerle iletişim kurabilen, çocukla çocuk olmayı, onunla oyun oynamayı bilen biri. İyi niyetli, sevecen ve şefkatli biri gibi gözüküyor. Ece de sevdi kendisini, ilk görüşmelerinin sonunda yanak yanağa ayrıldılar. Daha önce iki defa üçer sene Ece'nin yaş grubundan itibaren bebeklere bakmış, dolayısıyla bebek bakımından iyi anlıyor. Hatta referanslarından biri tanıdık da çıktı. Benim sabah 7:00 evden çıkış, akşam 20:00 eve dönüş saatlerime ayak uydurabiliyor olması, yakın oturması, küçük çocuğu olmaması, dolayısıyla, çocuğum hastalandı gelemiyorum, gibi durumlarla karşılaşma ihtimalimizin pek olmaması da bizim için olumlu tarafları. Ve herşeyden önce yaşına göre çok enerjik biri. Ece'nin aynen yukarıdaki gibi kendini bütün gün evin içinde fıldır fıldır yürüttürdüğünü ve acayip hareketli bir bebek olduğunu düşünürsek, bize de böyle enerjik bir bakıcı lazım.

Umarım önsezilerimizde yanılmamış, karşımızdaki kişiyi doğru değerlendirmiş ve kendimizi de iyi ifade etmişizdir. Ve Ece'nin Fatoş'u gerçekten iyi niyetli ve vicdanlı biridir. En kıymetlinizi emanet ediyorsunuz sonuçta, hiç kolay değil!

Bize bol şans!

25 Aralık 2010 Cumartesi

Kızım beni affetti :)

İşe başladığım günden beri akşamları bana önce surat yapıp, kucağıma gelince kendi dilinde söylenen, sonradan sonradan ısınan kuzucuk beni affetti sonunda. Baktı ki, ben ne yapsam bu anne hergün işe gidip gelecek, bundan kaçış yok, anneyi de daha fazla üzmeye gerek yok, kapris yapmamaya karar verdi.

Yaklaşık bir haftadır akşamları sevgi gösterisiyle karşılanıyorum :) Önce ağzı kulaklarına varıp kocaman gülüyor, sonra eller bacaklar hareketlenmeye başlıyor kucağıma gelmek için, bu arada ben ellerimi yıkamaya gidince de kıyamet kopuyor.

Bakınız kanıtı...

Ben de bu hallerine bayılıyorum işte bu kuzucuğun :)

16 Aralık 2010 Perşembe

Çalışan anne olmak...

Çalışan anne olmak zor işmiş…

Evde çalışan anneden farkı fiziksel zorluğu, yorgunluğu değil, işin psikolojik tarafıymış.

Kızımla kucak kucağa geçen beş ayın ardından en zorunun işe başlayacağım gün olduğunu düşünmüştüm, zamanla alışır insan, diyordum. Yanılmışım. O değilmiş, Bu çalışan anne olma işi gün geçtikçe daha da zor oluyormuş.

Zor olanı, bütün gün bebeğini özlemek, kokusunun burnunda tütmesi değil, ona bir yere kadar katlanabiliyor insan, ya o beni özlerse, endişesiymiş.
  
İlk başlarda, sabahın kör vakti evden çıkmadan kokusunun sindiği odasına girerdim. Onu uyandırmaya korkarak yanağına usulca öpücük kondururdum. Bu kolay olanmış. Bir sabah odasından gelen sesleri duydum, uyanmış, kendi kendine keyifle oynuyor yatağında. Beni görünce kocaman bir gülümseme kapladı yüzünü. O zaman anladım, asıl zor olan annesini görünce mutlu olan meleğimi sadece birkaç dakika kucaklayabildikten sonra bırakıp servise yetişmeye çalışmakmış. Akşama kadar onu göremeyecek olmam da değil, onun kendini terkedilmiş hissedeceği korkusuymuş gözlerimin dolmasına neden olan. Sanki sabah kalkınca annesini hiç görmediğinde terkedilmişlik hissi daha az olacakmış gibi.

23 Kasım 2010 Salı

Süper babaanne nöbeti devraldı

Evet anneanneden sonra babaanne de işbaşı yapmış bulunuyor. Bundan sonra Ececik'e bir hafta anneannesi bir hafta babaannesi bakacak. Bizimki çok şımarık olacak kesin. Herkesi parmağında oynatmaya başladı bile. Kuzucuğun hafif soğukalgınlığı hallerine rağmen gündüz keyfi gayet yerindeymiş babaannesiyle.

Tek sıkıntımız, babaanne dedenin hasretine ne kadar dayanabilecek bilmiyoruz :)


12 Kasım 2010 Cuma

Kızımdan ayrı koca bir gün :(

5 ay aradan sonra bugün işe geri döndüm. Zaten o kadar uzun süre ara verip de işe başlamak yeteri kadar zorken, meleğimden ayrı koca bir gün geçirecek olmak fikri kesinlikle korkunçtu.

Sabah ben çıkarken fındıkkurdum mışıl mışıl uyuyordu, melek gibiydi. İşte öğlene kadar zaman çabuk geçti de öğleden sonrası oldukça zordu. Kızımı çok özledim. Ece'nin de evde keyfi gayet yerindeymiş. Akşamüstü sadece bir ara içli içli ağlamış, annem öyle dedi :(. Bu 'içli içli' kısmını da annem ekledi tabi :).
Akşam eve nasıl döndüğümü bilemedim, tam bir trafik canavarına dönüştüm. Neyse sağ salim eve geldiğimde, kızım babasının kucağındaydı. Beni görünce önce bir güldü. Sonra kucağıma alınca da huysuzlandı, mızırdandı, kapris yaptı bana yavru kuşum. Tabi sonra yelkenleri suya indirdi, yattı koynuma boğazıma sürtüne sürtüne, beni koklaya koklaya uyumaya çalışıyor. Ondan sonra da emerken uyuyakaldı. Şimdi mışıl mışıl uyuyor yine, sabaha kadar uyur heralde artık. Ancak 1 saat görüşebildik :(, banyosunu bile yaptıramadık meleğimin.

İşte bu da bana surat yaparkenki halleri...


11 Kasım 2010 Perşembe

Süper anneanne işbaşı yaptı :)

Süper anneannenin kuzucuk oryantasyonu dün itibariyle başlamış bulunuyor.  Zaten 2 ay kendilerinde ikamet etmemiz nedeniyle anneannesi ve Ece birbirlerine oldukça alışıklar. Yine de bugün anneannenin 'kuzucukla başbaşa koca bir gün provası' yapmasını planlıyorduk. Ama tabi anne ve anneannenin biraradayken evde oturduğu şimdiye kadar hiç görülmedi, bugün de öyle olmadı. Üçümüz iki gündür o alışveriş merkezi senin bu alışveriş merkezi benim geziyoruz. Güya bana iş kıyafeti alacağız ama bu işten karlı çıkan kuzucuk oldu. Tabi boğazda kahvaltı keyfi yapmayı da ihmal etmedik. Malum süper anneanne boğaza gitmeden kendini İstanbul'a gelmiş saymaz. Yine de bütün günü kucak kucağa geçirdiler. Valla ikisinin keyfi öyle yerinde ki beni arayan soran yok. Ece anneannesinin kendisini biberonla beslemesini yadırgamadı bile hiç, yumuldu direk. Bizimkine yemek olsun da :) . Hatta annem Ece'yi benden daha iyi idare ediyor galiba, hiç huysuzluk yapmıyor bizimki ya da bana daha cok naz yapıyor.


Ve yarın zor bir gün olacak benim için. Neyseki meleğim anneannesine emanet, aklim onda kalmayacak, içim çok rahat. Kızım için zor bir gün olmasın da, benim için ne kadar zor olursa olsun ben idare ederim.

Şimdilik tek korkumuz, kuzucuk ile koca bir günün ardından anneannesinin pılını pırtını toplayıp ortadan kaybolması :)

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kuzucukla başbaşa son 10 gün

Evet meleğimle başbaşa geçirebileceğim sadece 10 günüm kaldı :( .

2-3 hafta öncesine kadar işe başlamanın benim için iyi olacağı, akşamları ve haftasonları kızımla kaliteli vakit geçirebileceğim konusunda gayet güzel kendimi kandırıyordum. Zaman azaldıkça çok daha zor geliyor fındıkkurdumu birakip ise geri donmek. Tek tesellim ona ananesi ve babanesinin bakacak olmaları. En azından kızıma fazla fazla sevgi ve ilgi gösterecekleri konusunda içim rahat. Kızım hep sevildiğini bilecek. Bizimki öyle sakin bir çocuk değil ki, hep ilgi istiyor. Onunla hep oynayacaksın, ilgi göstereceksin, kucakta gezdireceksin, gezmeye götüreceksin... İstediği ilgiyi gösterecek bakıcı nereden bulurduk bilmiyorum.

En üzücü tarafı, kızımın en güzel zamanlarında işe başlayacak olmam. Şimdiye kadar daha çok temel ihtiyaçlarını gideriyorduk; yedirme, altını açma, uyutma... Artık gülücükler yapıyor, bizimle oyun oynamak istiyor, hareketlendi iyice, çok daha sevimli oldu. Bakalım ilk emekledigi zaman onun yanında olabilecek miyim. Ya da ilk soyledigi kelimeyi duyabilecek miyim. Muhtemelen bu ilklere tanık olamayacağım :( .

Neyse bu günlerimizi moral bozarak geçirmek istemiyorum. Kızımla başbaşa olmanın keyfini çıkarıyoruz. Bütün gün kucak kucağa takılıyoruz. Zaten kendisinin kucaktan inmeye hiç niyeti yok :). Oyun oynuyoruz. Bugün hava çok güzel, güneşli, parka geldik. Kuzucuk temiz havayı görünce uyuyakaldı bile. Melek gibi uyuyor.

8 Ekim 2010 Cuma

İyi haber

İşe dönüş tarihim sonunda netleşti ; 11 Kasım. Ekim sonu tahminime göre süper. Kızımla geçireceğim 1 ayım daha var :)

Special design for Bir Ece Masalı by GeCe