11 Kasım 2012 Pazar

Dilli Düdük vol.2!

Karşınızda bizim evdeki dilli düdük...

4 Kasım 2012
Anne: Ececim Derin'in kardeşi olacakmış. Sen de kardeş ister misin?
Ece: Hayır, istemem!
Anne: Neden istemezsin?
Ece: Ben zaten bebekim.

6 Kasım 2012

Baba: Ece bak sana köpek yaptım (yaptığı resmi gösterir)
Ece: Bana eşek gibi geldi o! (hakikatten eşeğe benziyordu bu arada)

11 Kasım 2012
Baba: Ececim, neden böyle huysuzluk yapıyorsun anlamıyorum!
Ece: Beni neden anlamoorsun baba, ben büyüdüm artık!

3 Eylül 2012 Pazartesi

Dilli Düdük!

Ece kuzusu iyice dillendi artık. Aslına bakarsanız öyle erken konuşan çocuklardan değil Ece, ama geç de konuşmadı, herşey zamanında oldu. Ve hergün söylediği yeni bir kelime, karşısında bizim sevincimiz, şaşkınlığımız o kadar keyifliydi ki, iyi ki de çok erken konuşmamış, adım adım olmuş herşey. Ama bu arada neden doğru durust videoya çekememişim diye yanıyorum şimdi. Önceleri tek tük kelimeler, yarım yamalak cümleler vardı, şimdiyse dilli düdük oldu çıktı.Yakın zamana  kadar hayatımızda sadece "di'li geçmiş zaman" vardı, artık zamanlar da tamam. Olumsuz cümle kurarken "gelme" demiyor da "gel yok" diyor, çok tatlı. Bazen düzeltenler oluyor da, "bırakın diyorum öyle konuşsun, nasıl olsa öğrenecek doğrusunu" O kadar tatlı ki! Olumsuzluk eklerini kullanmaya başladı bile malesef  :(. Çok sürmez yakında biter bu 'yok'lar da. Bir de soru ekleri de yok. Soru soracaksa eğer son kelimeyi uzatarak söylüyor. "Baba geldiiiiiiiiğ" diyorsa bilin ki "baba geldi mi" diye soruyor. Bu hali de çok tatlı.

Asıl bizi şaşırtan ve beni açıkçası biraz da sarsan tarafı, artık karşımızda tercihlerini, duygularını ifade eden, bacak kadar boyuyla bizi onaylayan ya da tehdit edebilen, birşeyleri komik bulup bunu ifade edebilen bir birey var. 

Bugün oyun oynarlarken, Ece'nin sakladığı topu bulan babasına "Aferim baba!" dedi yaa! Geçen gün istediği şeyi yapmadım diye tehdit etti beni sıpa "Ağlarım bak!" diye! Nasıl ağlayacağını da gösterdi sonra. Birşey onu güldürdüyse "kimik (komik)" diyor. Giydiği kıyafet hoşuna gittiyse "beğendim" diyor. "anneme gitmek istiyorum" diyor. Duygularını, tercihlerini ifade ediyor artık.

Bebeklikten çıkıyor olması bir yandan beni sarsıyor, zaman bu kadar çabuk geçmeli mi diye, bir yandan da bu yeni halleri o kadar muhteşem ki keyfini çıkarmaya çalışıyorum.

P.S: Bu yaz gününde fotoğraftaki gibi kışlık botlarla dışarı çıkmak da kendi tercihiydi tabi ki. Sıkıysa çıkarın o botları ayağından! 

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Oyuncaklarımız pek değerli!

Aşağıdaki videoda çocuk parkında kendi kendine oynayan bir kız çocuğu göreceksiniz.

Sanmayın ki bu kız çocuğu hep böyle şirin! Mevzu bahis oyuncakları oldu mu işler değişebiliyor.

Ayrıntılar videonun sonunda gizli. Kendi kendine keyifli keyifli oynayan Ece, kova ve küreklerine doğru yaklaşan tehlikeyi, ki bu tehlike kendisinden büyük bir erkek çocuğu olur, farkeder farketmez apar topar kaydıraktan kayar, yere iner inmez pılını pırtını toplar, olay mahalinden koşarak uzaklaşır.

 

10 Temmuz 2012 Salı

Dondurma böyle yenir!

Bilmiyorsanız öğrenin, dondurma böyle tombik parmaklarla, tadını çıkara çıkara yenir!

12 Haziran 2012 Salı

Bu sayılar da hep attaaa'da!

Ececik sayı sayabiliyor ama sayılar bazen attaaa gidiyor, Ece ne yapsın! Hele bir 8 ile 9 var ki, eve hiç uğramıyor!
Haa bu arada rica edeceğiz, anne işe gitmesin! Baba gitsin! Fafoş Ece'ye bakmak için gelsin ama anne işe gitmesin!

17 Mayıs 2012 Perşembe

Herkes terliğini bilsin!

Bizim evde herkesin terliği belli.
Herkes terliğini bilsin, başkasının terliğine sulanmasın, sabah sabah kimse Ece'nin asabını bozmasın lütfen!

Special design for Bir Ece Masalı by GeCe